26 Tem 2017

BİÇİMSİZ


Kendimi ifade etmeyi başaramadığımı düşünmeye başladım. Sırf başkaları gibi durumlara göre tavır takınıp 'idare etmek' adı verilen şeyi beceremediğim için gerçekten artık taşımak istemediğim kadarını taşıyorum.
Ben de isterdim bütün hayatım ufak tefek sorunlarla geçmiş olsun da böyle yorgun hissetmeyeyim. Ben de isterdim en büyük sıkıntılarım ne giyeceğim, nerede yemek yiyeceğim, kaçta uyanacağım filan olsun. Aşk acısı olsun, ne bileyim hayatın içinde bir yerlerde sıradan şeyler olsun; ama öyle olmadı ne yapalım. 
Hiçbir şeyini kendin seçmediğin, o tarz bir hürriyetinin olmadığı ve önüne koyulanları öyle veya böyle yaşamak zorunda kaldığın bir hayat düşün. Düşünemiyorsun değil mi? Düşüncesi bile rahatsız edici. Öyle yaşadım. Hiçbir şeyi ben seçmedim. Yediklerimden giydiklerime, tanıdıklarımdan gördüklerime, seçtiğimi sanıp sonra nasıl da aldandığımı fark ettiklerime kadar... Bu kıstırılmışlık duygusundan her zaman nefret ettim; ama kurtulamadım maalesef. Üstten bastırdılar, alttan çekiştirdiler, sağdan ittiler soldan vurdular neye benzetmek istedilerse aynen ona benzedim. Ve o biçimini, biçimsizliğini, aidiyetsizliğini ve uygunsuzluğunu hiç benimseyemediğim insanla yaşama davası güdüyorum.

21 Tem 2017

DÜZMECE

Onlar için eşsiz bir cehennem yaratıp kendiniz için cennet umuyorsunuz...
Büyümüşüm ben. Her zaman yaşından daha olgun düşünen biri olmuştum ama bu defa fark ettim ki gerçekten büyümüşüm. Düşüncelerim, duygularım ve tepkilerim değişmiş. Sakinleşmiş, durulmuşum.
Merkez üssü Kos Adası olan 6,8 şiddetindeki deprem sırasında evden çıkarken fark ettim. Eski ben olsam ağlar, korkudan tir tir titrerdim ama bu sefer sakindim. Ne olacaksa olur düşüncesinde ve gerçekten sakindim.

18 Tem 2017

YÖRÜNGE

-eskici şiir-


belki de yıllar sonra
çok aşklarda sızıp uyandıktan sonra
buluşacağız aynı yörüngede
ne sahte vücutlarla ısınacak
ne yalan sevgilerle sevişeceğiz
yıllar sonra bir merhaba diyebilmek için
paralanacağız belki
o suskunluktan ardakalan
ne acılarla bakışacağız
ne sevdalar ne sevdalar borçlanacağız birbirimize
yıllar sonra aşk filmleri fezada çekilecek
fezada yaşanacak en deli sevişmeler

8 Tem 2017

KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ


Son birkaç aydır bloğuma yalnızca buhran zamanlarında uğramışım. Hiç geçmeyeceğini veya kontrol altına alamayacağımı sandığım bir öfkeyle yazmışım. Haksızlık etmişim Söz Sanatı'na.
Yazabilen biri olmasaydım ne yapardım acaba... Çat diye ortadan ikiye ayrılırdım herhalde. Konuşsam konuşamıyorum, yani istesem konuşurum da sanırım hevesim, isteğim kalmamış. İstek olmayınca hiçbir şey olmuyor. E her şeyi kendi kendine duy, hisset, yaşa... Yoruluyor insan. Çok yoruluyor.
Zihni çok çalışan insanların bedenen genelde yorgun hissettiğini okumuştum bir yerde. "Ay olabilir mi öyle bir şey, lütfen olsun çünkü!" demiştim. Bu aralar o kadar saçma bir uyku düzeni edindim ki kendime gülüyorum resmen. 1-2 saat uyuyup uyanıyor, 3-4 saat ayakta kalıyor sonra yine 1-2 saat kadar uyuyor, uyanıyorum. Einstein'ın da böyle abuk bir uyku sistemi olduğunu okumasam, ne oluyor derdim ama neyse ki kafası çalışan insanların hepsinin sorunlu olduğu bilinen bir gerçek.

29 Haz 2017

ARADA BİR


hoş geldin ne iyi ettin
bir bıçağın ağzında duruyor gibiydim kaç zamandır
avuçlarımın arasından kayıp gidişini izlemekten
ciğerim çürümüştü
ne mevsimin farkındaydım ne de günlerin
hayatın hamallığını yapıyordum kalan gücümle
ve ne kadar istesem de
olamıyordum baktığın hiçbir yerde

27 Haz 2017

SOLGUN

Kendim olmaktan çok yorgunum. Kendi düşüncelerimden, duygularımdan, iç seslerimden, algılarımdan, zihnimin kıvraklığından, camdan yapılmış gibi olan kalbimden, akmaya hep hazır gözyaşlarımdan, üstüme leş gibi sinen bu gecikmişlik duygusundan, terk edilmişlik duygusundan, unutulmuşluk duygusundan...
Kendim olmak istemiyorum artık. Beni baştan ayağa gidip bir yerlere bırakıp kurtulmak istiyorum. Değiş tokuş etmek, iade etmek ya da öyle bir şeyler... İçten içe her geçen gün biraz daha çöktüğümü, normal

23 Haz 2017

ASLINDA HİÇ

Sana dokunmanın kıyısından geçmiştim bir kez
hasarlı gemilerin, kararlı cümlelerin vardı
güvertende yere bırakılmış 
her yanı kırık bir kalp
deniz suyu erken gelen bir kadınca bağırırdı
ben kaçtıkça gözlerinden, yüzünden ve gülüşünden
sesin geri çağırırdı
seni öpmenin yamacından geçmiştim bir kez
bilmiyordun yalnızlığa dair 
ne çok şey bildiğimi
bilmiyordun dudaklarımın adın geçerken titrediğini
sen belki şöyle bir uğradın 
öylesine, hiç nedensiz